Sevgili sayfam! tam altı ay olmuş senden ayrı düşeli sana bir satır not düşmeyeli.Sanma seni hepten unuttum.Arada bir göz attım eski satırlara.Okudukça eski düşülen şiirleri, notları bazen gülümsedim bazen de hüzünlendim.Hayatta değişen ne var ki!Aynı kısır dönğü insan'ın hayatında devam ediyor.İlk bu sayfayı açtığım günü hatırlıyorum.O günden bu zamana değişen sadece şekiller ve renkler oldu.Seninle gene kavuştuk senden daha iyi bir dost var mı?
Bilirim yazmanın dünyanın en büyük yalanı olduğunu.Gün gelir başkası değil,senin yazdıkların,eski yazılarını hükümsüz koyuverir.Ama gene de yaşamsal tarihime not düşmeden yapamam ben.
HOŞ GELDİN DİYİŞİNİ DUYAR GİBİYİM.
21 Nisan 2010 Çarşamba
TUNA' YA BİR DALDA GEL
Ayrılık acısı zor şeydir kafesdeki ey kuşum
Beni alıp Silistre'ye götür her gece düşüm
Özlerim eşi dostu,zordur gurbette benim işim
Silistre'ye git kuşum,bizim Tunâ'ya bir dal da gel
Bulgarya'ya girmek için giriş vizesi alda gel
Sesler gelir uzaktan,deli orman mı geldi dile
Doğduğumuz topraklara bakmayız biz kem göz ile
Yolun düşerse kuşum Silitre denen il'e
Benim yanık feryadımı yeşil dağlara sal da gel
Silistre'ye git kuşum akan Tuna'ya dal da gel.
Bulgarya'dan göçerken biz,mevsim güz ve sonbahardı.
Ovada çiçek yerine çok bol çıkır diken vardı,
Bu gurbet ve bu ayrılık dert olup ruhunu sardı
Gideceksen ey kuş,git doğduğum yerde kal da gel
Bana orda kalan dostlardan hayır haber al da gel.
Uç kuşum,uç da kon Tuna'daki kavaklar başına
Selamlar götür Silistre'nin toprağına,taşına
De ki:Gurbetteki nazif girdi altmış beş yaşına
Dopruca'yı gez dolaş,benden de bir selam sal da gel
Ekmeğinden bir dilim,suyundan bir şişe al da gel.
Bu göçten önce ben şirin Tuna'ya dalıpta geldim
Burgas sefaretinden göç vizemi alıpta geldim,
Ben doğduğum o ülkede otuz yıl kalıpta geldim
Tuna kıyısına kon,eşe dosta selam sal da gel
Orda kalan dostalarımdan sağlıklı haber al da gel.
Bu ayrılık ateşi benim ciğerimi dağlıyor
Akan gözyaşlarım hiç durmaz,ırmak olup çağlıyor
Gurbet elde her an yaralı kalbim kan ağlıyor
Dönmezden önce Tuna'ya benim yerime dal da gel
O yerlerin toğrağından bir avuç toprak al da gel!
Nazif ÖZTÜRK
Şair hakkında;26 mayıs 1941 tarihinde Bulgaristan'ın Deli orman bölgesin de Silistre ile dulova(Akkadınlar) ilçesine bağlı Vokil(Sungurlar) köyünde doğdu.1970 tarihinde Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır.Eserleri Tuna derğisin de ve yerel derğilerde yayınlanmaktadır.
Beni alıp Silistre'ye götür her gece düşüm
Özlerim eşi dostu,zordur gurbette benim işim
Silistre'ye git kuşum,bizim Tunâ'ya bir dal da gel
Bulgarya'ya girmek için giriş vizesi alda gel
Sesler gelir uzaktan,deli orman mı geldi dile
Doğduğumuz topraklara bakmayız biz kem göz ile
Yolun düşerse kuşum Silitre denen il'e
Benim yanık feryadımı yeşil dağlara sal da gel
Silistre'ye git kuşum akan Tuna'ya dal da gel.
Bulgarya'dan göçerken biz,mevsim güz ve sonbahardı.
Ovada çiçek yerine çok bol çıkır diken vardı,
Bu gurbet ve bu ayrılık dert olup ruhunu sardı
Gideceksen ey kuş,git doğduğum yerde kal da gel
Bana orda kalan dostlardan hayır haber al da gel.
Uç kuşum,uç da kon Tuna'daki kavaklar başına
Selamlar götür Silistre'nin toprağına,taşına
De ki:Gurbetteki nazif girdi altmış beş yaşına
Dopruca'yı gez dolaş,benden de bir selam sal da gel
Ekmeğinden bir dilim,suyundan bir şişe al da gel.
Bu göçten önce ben şirin Tuna'ya dalıpta geldim
Burgas sefaretinden göç vizemi alıpta geldim,
Ben doğduğum o ülkede otuz yıl kalıpta geldim
Tuna kıyısına kon,eşe dosta selam sal da gel
Orda kalan dostalarımdan sağlıklı haber al da gel.
Bu ayrılık ateşi benim ciğerimi dağlıyor
Akan gözyaşlarım hiç durmaz,ırmak olup çağlıyor
Gurbet elde her an yaralı kalbim kan ağlıyor
Dönmezden önce Tuna'ya benim yerime dal da gel
O yerlerin toğrağından bir avuç toprak al da gel!
Nazif ÖZTÜRK
Şair hakkında;26 mayıs 1941 tarihinde Bulgaristan'ın Deli orman bölgesin de Silistre ile dulova(Akkadınlar) ilçesine bağlı Vokil(Sungurlar) köyünde doğdu.1970 tarihinde Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır.Eserleri Tuna derğisin de ve yerel derğilerde yayınlanmaktadır.
29 Ekim 2009 Perşembe

Tarih 23 nisan 1920 Hacı bayram Camiinde namazlar kılınıp dualar edildikten sonra bu binanın önüne gelindi.Tekrar eller semaya açıldı.Dualar eşilğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.Bu meclisin destekçisi isminden başka hiç bir şeyi kalmamış Devleti ali osmani ve hükümeti degildi.Ardında da Emperyalist avrupa güçleri yoktu.Yedi düveli karşısına almış, zafere inanan ülkesinin bağımsızlığını isyeten anadolu halkı vardı.
Cephede zafer kazanıldı.Emperyalist güçler ve uşakları yenildiler.Zaferden kısa bir süre sonra dualarla açılan bu mecliste yeni devletin adı kondu ''TÜRKİYE CUMHURİYETİ'' takvimler 29 Ekim 1923 gösteriyordu.
CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.
25 Ekim 2009 Pazar
2 Ekim 2009 Cuma
Yük
Anafilya Türkçe Edebiyat Dergisinin eylül sayısında yayınlanan ''Yük'' adlı hikayemi okumak isteyenler hikayenin ismini tıklayıp ulşabilirler.
2 Nisan 2009 Perşembe
www.anafilya.com
15 Şubat 2009 Pazar
Bahtiyar Vahapzade

Türk dünyası Fazıl Hüsnü Dağlarcadan sonra bir büyük şairini daha yitirdi.Azerbaycan edebiyatının en büyük şairi Bahtıyar Vahabzede 13 şubat günü hakkın rahmetine yürüdü.Kendisine Allah'tan rahmet diler ve Türk dünyasına başsağlığı dileriz. Daha önce bu blog sayfasında sevdinse ve iki kör adlı şiirine yer verdiğim bu büyük şairin iki kör adlı şiirini tekrar sizinle paylaşmak istiyorum.
İKİ KOR
Bir kor tanıyıram, gözü korsa da, özü kor deyil.
Bazan qam odunda qovrulursa da,
Ağlına, hissine o nankor deyil.
Geceli-gündüzlü yazır, oxuyur,
Ağlınm gözüylə o görür, duyur.
Ancaq... biri de var... kor deyilse de,
gözü görməyir.
Dostu göz önündə öldürülse de,
görmedim deyir...
Yaxşıya ortaqdır, yamanı görmür,
O, saata baxır, zamanı görmür.
Fikrini, hissini ucadan demez,
bazen gördüyünü görmek isteməz.
Gözləri görmeyen kor deyil hala,
Görmek istemeyen kordur, deyardim.
Bela müqavvaya, bela cahile
Hayatın özü de gordur, deyardim.
Bahtiyar VAHABZADE
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
